Çeviri işi, doğası gereği, çevirmenleri birçok sektör ve birçok faaliyet alanı konusunda ciddi bilgi ve birikim sahibi yapar. Çoğumuz defalarca birçok şirkete, fabrikaya, karakola, mahkemeye, notere, limana, devlet dairesine, konferans salonlarına, otellere vs. bizzat gidip yazılı/sözlü çeviriler yapmışızdır.
Aslında bu yazıda çeviri bürolarına ve işletmelerine bir önerim olacak. Önerim şudur: çeviri büroları çevirmenlerini rotasyonla sürekli müşterilerinden bazılarının fabrikalarına/işyerlerine vs. göndersinler ilgili müşterinin işlerini yerinde yapmak üzere. Örneğin, Arçelik firması ile çalışıyorsunuz. Firmayı arayıp şunu diyebiliriz: “Son gönderdiğiniz projeyi çevirmenimiz fabrikanızda gelip yapabilir mi? Bunun için bir masa/bilgisayar ayırmanız mümkün müdür? Bu şekilde çevirmenimiz firmanızın faaliyet alanını yerinde görerek saha tecrübesi kazanacak, sizlerle tanışıp sektörünüz hakkında genel bir izlenim edinecek ve çevirilerinizi de bu bilgi birikimiyle daha sağlıklı yapacaktır.”
Öncesinde tercümana bir “gizlilik ve müşteri ile sonradan bağlantı kurmama sözleşmesi” adı altında bir sayfalık yazı imzalatarak bu tür bir girişimde bulunsa bürolarımız, sanırım bir iki sene içinde piyasada çok daha bilgili ve deneyimli tercümanlar (çevirmenler) görme şansımız olur.
Örneğin metro, köprü/baraj projelerinin çevirilerini birçok büro yapmıştır; ama milyarlarca dolarlık bu projeler yapılırken kaç tercümanı bu işlere angaje ederek yerinde mühendislerle diyalog kurdurarak yetiştirebildik? Çok sınırlı sayıda..
Türkiye’de şu anda binlerce maden sahası var. Kaç tercüman bir maden sahasına gidip maden şirketinin oradaki bürosunda yaptı şirketin işlerini? Veya kaç tercümanımız bir termik santral içine girdi? Kaçımız bir gökdelen veya araba yapımını gözlemleme fırsatı buldu? Kaçımız F16 fabrikasına girdi? Kaçımız uluslararası bir mahkemede tercümanlık yaptı? Kaçımız bir gemi inşa firmasının tersanesinde birkaç ay bulunup süreci başından sonuna anlamaya çalıştı?
Zannediyorum, eksik taraflarımız soruları sordukça daha fazla ortaya çıkıyor. Evet, biliyorum birçok kurumda kurum-içi tercümanlar çalışıyor zaten! Meclis’te 50-100 kişi, Sağlık Bakanlığında Dışişlerinde, MİT’te, TRT’de binlerce kişi çalışıyor. Ancak Türkiye’de part/full time tercümanlık yapanların %5-10’u çalışıyor bu kurumlarda. Kalan %90-95 kendi çalıp kendi oynuyor.
Çeviri bürolarına teklifimi yineliyorum: tercümanlarınızı sahaya çıkarın, yedek kulübesinde oturtmayın. Ancak sahada kazanılır tecrübe. Şirketlerde/fabrikalarda tercümanlarınız için masalar kurdurun, çevirilerinizin bir kısmını müşterinizin ortamında yapın! Bu, hem tercümanı yetiştirir hem de sizin müşteri ile ilişkinizi pekiştirir!
Hayat kısa. Bu kısa hayatta nükleer santralin içinde, altın madeninin yanında, uçak fabrikasında çeviri yapamadıktan ya da hatta bir gazetede bir yazarın köşe yazısını onun odasında çeviremedikten sonra ne anladık bu hayattan?

